31 Aralık 2016 Cumartesi








15.yüzyıl İtalya'sı Boticelli, Massacio gibi pek çok ressamın evi oldu.








Ancak aralarından biri ressamlığın tüm sınırlarını aşarak kendini dünyaya bir dahi olarak tanıtmayı başardı.









Müthiş zekası ve yoğun çalışma arzusu ile kendinden önceki ve sonraki pek çok ressam ve bilim adamını gölgede bıraktı. Leonardo, Ser Piero Da Vinci ile Caterina isimli bir köylünün gayrimeşru çocuğu olarak 15 Nisan 1452 yılında Toskana Eyaletinde, Vinci kasabasına bağlı Anchiano köyünde dünyaya geldi. 





Babası Floransa'da noterdi. Bu sebeple Leonardo çocukluk ve gençlik yıllarını Floransa'da geçirdi.









Çocukluk yıllarından meraklı ve hevesli olan Leonardo aslında hiç bir şeye tam eğilim göstermemiş her şeyle biraz ilgilenmiş ve hevesi hemen geçmiş.





Bu yüzden neye yöneleceğini bilememiş. Okulun ilk yıllarında zamanının en ünlü matematik hocası olan Benedetto Dell'Abaco ile tartışmaya girmiş.








Bu tartışma ilerde hazırlayacağı ''İlahi Tenasüp'' isimli eserin temeli olmuş. Matematik ve Geometriyi sıkı şekilde benimseyen Leonardo özellikle geometri bilimini resimlerinin temeli olarak belirlemiş.







Kısa bir süre müziğe de heves eden Leonardo çeşitli sazları çalmayı da öğrenmiş hatta güzel sesiyle Milano'da Sforza'ların sarayında kendisini dinleyenleri çok etkilemiştir.











Ancak onun kaderini etkileyen olaylardan biri sesiyle değil resme olan yeteneğiyle olmuştur. Babası bir gün Leonardo'nun bir kaç çalışmasını alarak dönemin ünlü ressamlarından olan Verocchio'nun yanına  gitmiş.






Donatello'nun öğrenciliğini yapmış olan usta Verocchio resimleri görünce şaşırmış ve büyülenmiş. Leonardo'nun babası Piero'ya  çocuğunu kendisine göndermesini istemiş.









Leonardo henüz 15 yaşındaydı... Leonardo çırak olarak bu ustanın yanına girdiği zaman Verocchio İsa'nın Vaftizi konulu bir resim ile uğraşıyordu. 

Leonardo'nun görevi bu resmin üst kısmına bir melek eklemekti. Görevini başarıyla tamamlayan Leonardo hocası tarafından övülmeye layık görüldü. Burada dört yıl çıraklık yaptı.






Hergün akşama kadar resim yapan Leonardo akşam evine gittiğinde diğer bilim dallarıyla uğraşıyordu. Matematiği ve geometriyi öğreniyordu.











Fiziği ve felsefeyi öğreniyordu.Sonunda bir gün eğitimini tamamladığına karar verdi ve bağımsızlığını ilan etti. 









Yıllarca çalışmalar yaptı, eskizler çizdi.Bir kaç dükün yarım kalmış portrelerini çizdi.









 Sonunda 1494 yılında Milano Dükü öldü ve yerine Ludovico Sforza geldi.Leonardo'nun ünü Sforza'nın kulağına gitmişti. Daha sonra Sforza Leonardo'yu saray hizmetine çağırdı. 












Leonardo ise Düke bir mektup yazarak kendi vasıflarını yazdı. Bu mektup Leonardo Da Vinci'nin ne kadar kapsamlı ve çok yönlü bir deha olduğunun bir belgesidir. 10 maddelik bu mektupta çok iyi bir fizikçi olduğunu, resim ve geometri ile ilgilendiğini yazmıştır. 





Müzik eğitiminden ve yeteneğinden ise bu mektupta hiç bahsetmemiştir. Sonunda ise Sfroza onu işe almıştır ancak bir ÇALGICI olarak. Evet baya çalgıcı... Önce Ud ardından kendi yaptığı bir müzik aletiyle dinleyenleri büyüleyen Leonardo Müzik alanında da bir yeniliğe imza atmış olur. 




Sonunda Sforza onun dilediği her konuda çalışmasını istedi. Ardından sarayda pek çok konuda hizmet verdi ve en çok da resim dalında güzel örnekler verdi. Leonardo'nun anatomi merakı ve araştırmaları ise Marcantonio Della Torre ile tanışmasıyla başlamıştır. 






Della Torre zamanın en ünlü anatomi hocasıydı ve onunla birlikte ''İnsan Anatomisi'' hazırladılar. Leonardo'nun bu kitap için çizdiği eskizler tıp tarihinin ilk ve en güzel örneklerini oluştururlar. 








Kadın ve erkek iskeletlerini, sinirleri, kasları ve organları mükemmel şekilde çizmiştir. Ayrıca sağdan sola doğru bir takım tuhaf yazılar yazmıştır. Leonardo solaktır ve sol eliyle yazdığı bu acayip yazıları okumak için ayna tutmak gerekir. 










Aslında her iki elini de eşit derecede ve mükemmel kullandığı bir gerçektir. Daha sonra Da Vinci Fransız işgali altında bulunan Milano'da Giocomo Salai adında 10 yaşında bir çocukla tanıştı. Sarı ve lüle saçlarıyla sevimli bir çocuk olmasına rağmen oldukça kötü huylu bir sokak çocuğuydu.









Buna rağmen Leonardo Salai'yi yanına çırak olarak almış ve zamanla çocuğu çok benimsemiş. 20 yıl boyunca bu çocuğu yanından ayırmamış ve bildiği her şeyi ona öğretmiş. Sonra Salai ünlü bir ressam olmuş. 












Yankesicilik yapan Salai bir gün Leonardo'un el uzatmasıyla harika bir sanatçıya dönüşmüş. Leonardo 1502 yılında yeniden doğduğu şehir olan Floransa'ya geldi ve burada Sanat Tarihinin en ünlü eserlerinden biri olan Mona Lisa'yı yaptı. 











Francesco Del Giocondo adında bir kişi Leonardo'dan karısı Mona Lisa'nın tablosunu yapmasını rica etti. Leonardo bu eserle tam 4 yıl uğraştı. Sonunda bu başyapıt ortaya çıktı..Orta Çağın mistik atmosferini oluşturan sfumato tekniği ve Yunan tanrıçalarının ilahi güzelliğini taşıyan bir yüz bu eserin en önemli iki unsurudur. Eserin renklerinde ise hocası Veracchio etkileri rahatlıkla görülmektedir. Bugün Paris Louvre Müzesi'nde sergilenen eserin bir ara çalınması popülerliğinin tavan yapmasında büyük katkısı olmuştur. Birbirini kovalayan yıllarda pek çok çalışmaya imza attı.











Yeni resimler yapmanın yanında yeni buluşlar yapıyordu. Son Akşam Yemeği, Üçlü Anna Grubu gibi pek çok önemli şaheseri de Sanat Tarihine armağan etti.





Twitter hesabımda bu iki eserin de ayrıntılı bir şekilde işlenmişi flood olarak hazır. Merak edenlerin bakmasını tavsiye ederim. Leonardo'nun ölümü ise şöyle olmuş; Leonardo hasta yatmaktadır. Bir sabah Kral François ziyarete gelir.  









 Hükümdarın önünde yatmanın ayıp olacağını düşünmüş ve son bir gayretle doğrulmaya çalışmış. Kral,  Leonardo'nun başını nazikçe tutmuş ve dahinin saçlarını okşamış Leonardo Kralına bakmış ve '' Haşmetli Kralımın kollarında can vermek benim için büyük şereftir.'' demiş ve hayata veda etmiştir.




1519 yılının haziran ayında Amboise'daki St. Florentin Kilisesine gömüldü... Böylesine büyük bir deha bu kadar küçük bir yazıda anlatılmaz Ne kadar yazsam da yazılacak ve onun hakkında okunacak çok şey var. Ustaya saygılarımı sunuyor ve bu yazıyı da bitiriyorum... 






Bu ve bunun gibi birçok yazıma twitter hesabımdan ulaşabilirsiniz










Madde Madde Leonardo Da Vinci

30 Aralık 2016 Cuma

Ölümcül Bumerang : Kaakutja



Güney Avustralya'daki bir ulusal parkta yapılan araştırma gezisinde arkeologlar bir nehir kıyısından dışarıya doğru taşmış  bir iskelet keşfettiler. Kaakutja ya da yerel bir dilde "ağabey" denilen adamın kafatasında ölümcül altı inçlik bir kesik farkedildi. 


Griffith Üniversitesi paleoantropologlarından Michael Westaway kafatası hasarını ilk kez incelediğinde "ortaçağ savaşlarındaki çelik kenarlı silah''  travmalarına benzediğini düşünüyordu. Ancak Kaakutja'nın iskeletinin radyokarbon tarihlemesi, Avrupalılar Avustralya'ya gelmemişken yani on üçüncü yüzyılda öldüğünü gösteriyor. 

Westaway,  yaranın muhtemelen Aborijin kaya sanatında tasvir edilen ağır bir savaş bumerangıyla veya keskin kenarlı bir savaş baltasıyla açıldığı kanısına vardı. Westaway, "Kaakutja'nın kafatasındaki kesik, Avustralya'da keskin kenarlı silah travmasının ilk vakası olması bakımından eşsizdir" diyor. 

Kaakutja tarafından devam ettirilen travma, (a) ölümden hemen önce keskin bir silahla yüzün hasar görmesi, (b) çenede işaret, (c) kola travma, (d) başın iyileşmiş bir yarası ve (E ve f) zarar görmüş kaburga.


Kaakutja'nın vücudunda bu silahlardan kendini savunmaya çalışırken aldığı yaraların da bulunması, saldırının kaakutja uyurken gerçekleşmiş olabileceğini düşündürüyor.



Ölümcül Bumerang : Kaakutja

26 Aralık 2016 Pazartesi

AŞAĞIDAKİ KİTAPLAR GENEL KATEGORİLERE GÖRE AYRILMIŞTIR

Kategorilerine göre Tarih Kitapları PDF Yayınlandı

25 Aralık 2016 Pazar



''Ebeveynlerin Mağarası'' Sahra Çölü  Fotoğraf : Marco Morelli


İtalyan araştırmacılar, doğu yıldızı, ebeveynler ve iki hayvan arasında bir doğumu tasvir eden 5.000 yıllık kaya sanatını şimdiye kadar bulunan en eski doğum yeri olabileceğini keşfetti.

Nil vadisi ile Gilf Kebir Platosu arasında yapılan bir gezi sırasında Mısır Sahra çölündeki küçük bir boşluğun tavanında kırmızımsı kahverengi aşı boyası ile resmedilmiş halde bulunan sahne bulundu.

Floransa yakınlarındaki Prato'daki Gezegensel Bilimler Müzesi Müdürü Jeolog Marco Morelli, "Bu, İsa’nın doğumuna benzeyen çok hatırlatıcı bir sahne ama, yaklaşık 3.000 yıl öncesine dayanıyor" dedi.

Morelli, 2005 yılında bu resmi keşfetti ancak açıklamaya daha yeni karar verildi.
Morelli, "Bu keşif, Hıristiyan ikonografisi hakkında yeni sorular ortaya attığı için güçlü birçok etkiye sahip" dedi.

Sahne bir adam, tahribat yüzünden kafası olmayan bir kadın ve bir bebeği kapsıyor.

Morelli, "Anne-babalar arasındaki bebekle birlikte bu bir ailenin normal herhangi bir tasviri olarak yorumlanabilirdi, ancak diğer ayrıntılar bu çizimi benzersiz kılıyor" dedi.

Doğan bebeğin, gökyüzüne çıkıyormuş gibi biraz yukarıya çekildiğini belirtti. ‘’Bebeğin anne ve babanın arasında yükselmesi İsa’nın doğumunu çağrıştırıyor’’ dedi.

Morelli, "Ölüm, aynı bölgedeki çağdaş kaya sanatlarında Dünya ile ilişkilendirildiği için, doğumun gökyüzü ile bağlantılı olması muhtemeldir" dedi.

Diğer figürler, iki hayvan ve küçük dairesel bir özellik göz önüne alındığında, sahne daha sembolik ve karmaşık bir hale geliyor.


Üst kısımda, aynı bölgedeki birkaç kaya resminde daha görülen efsanevi bir canavar olan kafasız bir aslan bulunurken, alt tarafta ise bir maymun yer alıyor.


Araştırmacılar, mağarayı "Ebeveynlerin Mağarası" olarak isimlendirdiler.


"Şüphesiz, bu ilginç bir resim" dedi Morelli. "Erken Hıristiyanlık çağına kadar benzer sahneler bulamadık."



Yazar Yorumu

Ne kadar keşfi yapan arkeolog çoğu yerde '' İsa'nın doğumu'' ve '' Hristiyan mitolojisi'' ne benzetme yapsa da kişisel yorumum olarak bu tasvir daha çok ekteki başlığa atfedilmiş gibi duruyor.




Mısır'da doğumu tasvir eden 5.000 yıllık kaya resmi bulundu

24 Aralık 2016 Cumartesi

Dünya'nın En Pahalı 10 Tablosu


Geçtiğimiz yıllarda satılan ve satış rakamları sunulan tablolar.
Resimlere Tıklayarak Orjinal Büyüklüğünde görebilirsiniz


1. Paul Cezanne, The Card Players

250 Milyon Dolar




2. Francis Bacon, Three Studies of Lucian Freud

142,4 Milyon Dolar



3. Jackson Pollock No:5

140 Milyon Dolar



4. Pablo Picasso, Woman of Algiers ( Version O)

179.3 Milyon Dolar



5. Paul Gaughin, When you will Marry Me?

300 Milyon Dolar




6. Pablo Picasso, Le Reve

155 Milyon Dolar



7. Pierre-Auguste Renoir, Bal du muolin de la Galette

78.1 Milyon Dolar



8. Gustav Klimt, Portrait of Adele Bloch-Bauer

135 Milyon Dolar



9. Willem De Kooning, Woman III

137,5 Milyon Dolar


10. Vincent van Gogh, Portrait of Dr. Gachet

82,5 Milyon Dolar


Dünya'da satışa çıkan en pahalı 10 Tablo

23 Aralık 2016 Cuma




2015 yılında Verona'daki Castelvecchio müzesinden çalınan 17 resim, resmen müzeye döndü. Bu ayın başlarında, olayın arkasındaki çete üyelerine (en azından çoğuna) hapis cezası verildi. O sırada görev başında olan güvenlik görevlisi de on yıl hapis cezası aldı.

Çalınan Tablolar Müzeye geri dönüyor

22 Aralık 2016 Perşembe

Bir Firavunun Son Filosu

Geçtiğimiz üç yıl boyunca, Pennsylvania Üniversitesi Arkeoloji ve Antropoloji Müzesi'ndeki arkeologlar, Abydos'taki eski bir Mısırlı tekne mezarını kazıyorlardı. Tonozlu ve kerpiç tuğlalı bir yapıya yerleştirilmesine rağmen geminin çok az bir kısmı günümüze kadar gelebilmiş. Bu alan, M.Ö. 1850 yıllarına dayanıyor ve 12. Hanedan kralı Senusret'in ihtişamlı mezarlık kompleksinin bir parçası olduğuna inanılıyor. 



Kazı rehberi Arkeolog Josef Wegner "Tekneler cenaze törenleri sırasında kullanıldı ve büyülü bir önem kazandı" diyor. "Bu şekilde kullanılan tekneler, ölenlerle olan bu sembolik bağlantının vurgulanması için ritüel olarak birlikte gömüldü."




Ekip son zamanlarda tekne binasının iç kısmında beyaz sıva duvarlarına kazınmış dekoratif bir tablo yayınladı. Hayatta kalan sahne, 80 feet üzerinde uzanıyor ve 120'den fazla antik Mısırlı su taşıtını, hayvan ve çiçek motifleriyle birlikte tasvir ediyor. 



Teknelerin tasvirleri boyut ve detaylandırma olarak şöyle; en büyük ölçüler beş metre uzunluğunda, detaylandırılmış direkler, yelkenler, demirbaşlar ve güvertedir. Görüntüler tek birleşik bir sahne oluşturmuyor ancak farklı yeteneklerin farklı elleriyle yaratıldığı göz önüne alındığında, araştırmacılar bu etüdü kimin yaptığından emin değiller. Oymalar, mezarlık törenlerine katılan ve tekneyi alana yerleştiren kişiler tarafından bırakılmış gibi görünüyor.


archeology.co.uk




Bir Firavun'un Son Filosu : Abydos

 
Sanat Tarihçi © 2017 -